• Haberler
  • Memur
  • Tünelin ucundaki beyaz ışık... Kanayan yara: Emekli aylıkları

Tünelin ucundaki beyaz ışık... Kanayan yara: Emekli aylıkları

Ege Cansen, Türkiye'deki emekli aylıklarının sosyal bir yara olduğuna işaret ediyor

Ege Cansen, Sözcü gazetesindeki yazısında, Türkiye'de emekli aylıklarının sosyal bir yara haline geldiğine dikkati çekiyor. Cansen, "Her fiyat bir gelirdir" kuralının, emekliler için geçerli olmadığını belirtiyor.

Ülkede fazla sayıda emeklinin olduğuna işaret eden yazar, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu yükü kaldıramayacağını ifade ediyor. Türkiye'de 16 milyon emekliye karşılık 23 milyon emeklilik primi ödeyen çalışan bulunduğunu belirten Cansen, sigortalı çalışanların büyük bir bölümünün işçi, esnaf ve memur olduğunu vurguluyor. Ayrıca, eski ve yeni emekliler arasında ciddi aylık farklılıklarının olduğunu işaret ediyor.

Bu durumun adil olmadığını ve yeni emeklilerin eski emeklilere göre daha yüksek aylık aldığını dile getiriyor.

Cansen, emekli aylıklarının düşük olmasının yanı sıra, sağlık giderlerinin de yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Ege Cansen'in yazısında, Türkiye'deki emekli aylıklarının sosyal bir yara olduğu vurgulandı. Emeklilerin gelirlerinin piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatını belirleyememesi nedeniyle aylıklarının düşük kaldığı belirtildi. Ayrıca, eski ve yeni emekliler arasında ciddi aylık farklılıkları olduğu ve bu durumun adil olmadığına dikkat çekildi.

 

Ege Cansenin yazısı:

Kanayan yara: Emekli aylıkları

Artık herkes mutabık ki; emekli aylıklarının halihazırdaki düzeyi sosyal bir yaradır. Gerek makalelerimde gerekse TV sohbetlerimde “her fiyat bir gelirdir” özdeşliğini vurguluyorum. Gelirini, piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatını kendisi belirleyenler için bu kural geçerlidir. Zaten bu yüzden, bu güce sahip olanlar enflasyonun düşmesinin önündeki en büyük engeldir denir. Ama piyasaya bir mal veya hizmet sunmayan veya sunamayan emekliler için aynı özdeşlik geçerli değildir. Şurası da bir gerçek ki; ülkemizde
olması gerekenden fazla emekli var. 

Sosyal Güvenlik Kurumumuz, bırakın bu fazlalığı, normal bir yükü bile kaldıracak güce sahip değildir. Bilindiği gibi yurdumuzda 16 milyon emekli ve 23 milyon emeklilik primi ödeyen çalışan var.


Üstelik kurumlaşmamış sabit işyerlerinde ve inşaatlarda çalışanları asgari ücretten sigortalı göstermek gibi bir kötü uygulama vardır. Bu da SGK’nın gelirini azaltmaktadır. Sigortalı çalışanların 16.4 milyonu işçi, 3 milyonu esnaf ve 3.6 milyonu ise memurdur. Yukarıda kullanılan işçi, esnaf ve memur tabirlerini biraz açayım. Bilindiği gibi eskiden üç ayrı emeklilik aylığı ödeyen kurum vardı.


Bunların en eskisi Emekli Sandığı’dır. Osmanlı Devleti zamanında kurulmuştur.


İkincisi 1946’da özel sektörde çalışanlar için kurulan İşçi Sigortaları’dır, 1964’te adı Sosyal Sigortalar Kurumu’na dönüştürülmüştür. Üçüncüsü 1972’de faaliyete geçen ve kendi hesabına çalışanları kapsayan Bağ-Kur’dur. Bu üç örgüt, 2006’da Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında birleştirilmiştir. Ancak emeklilerin tabi oldukları mevzuat aynı değildir.


ESKİ EMEKLİ YENİ EMEKLİ FARKI


Emekli Sandığı’ndan emekli olanlar, işçi ve esnaf emeklilerine göre ortalama olarak daha yüksek aylık alır. Daha da önemlisi, eski ile yeni emeklinin aldığı aylıklar arasında emekli olma tarihinden doğan bir fark yoktur. İşçi ve esnaf emeklileri arasında bu bakımdan adeta uçurum kadar fark vardır. Mesela, toplamda 9 bin gün prim ödemiş ve bu primi de çalışma hayatının son 10 yılında hep tavandan yatırmış iki emekliden biri, eğer 1990’da emekli olduysa halen 18 bin lira, aynı şartları sağlayan ama 2023’te emekli olmuş diğeri ise 48 bin lira emekli aylığı almaktadır. 

Bu çok ciddi bir haksızlıktır. Çünkü düşük maaşlı eski emeklilerin sağlık giderleri, yeni emeklilere göre daha yüksektir.


Üstelik kendi işlerini kendileri göremezler. Yani hayatlarının bu son döneminde daha fazla paraya ihtiyaçları varken, gelirleri sırf hesap yöntemi yüzünden geri gitmektedir. Bu yanlışlığı, emekli aylıklarının genel olarak düşük olmasından ayrı olarak ele alıp düzeltmek gerekir. Galiba SGK’da delik büyük yama küçük olduğu için, bu sorun kurumun gelir açığının kapanması için adeta “gizli bir çözüm” gibi düşünülüp, görmezden gelinmektedir.


SİYASETÇİ RAKİBİNDEN AZAR


Emekli aylıkları sözde enflasyona göre düzeltilmektedir. Ama bu düzeltme resmi yani “hayali” enflasyon oranına göre yapıldığından emekliler “gerçek” enflasyon altında ezilmektedir. Çünkü müsrif AKP, başta yeni İstanbul havalimanı olmak üzere yüzlerce “kara delik” gösteriş yatırımlarına kamu gelirlerini tahsis etmiştir. Yerel seçimler öncesinde emeklileri de kendi safına çekmek için maaş zammı vermek istese de bütçe imkanları buna izin vermemektedir. Bu parayı Merkez Bankası’na para bastırarak yaratsa enflasyon
daha beter azacaktır. İşin tuhafı merkezi hükümetin yapamadığını iktidarın belediye başkan adayları yapacaklarını söylemekteler. Bu da yaman bir aldatmacadır. Düşündüm de tam da bu günlerde Marmara Denizi altında bol petrol bulunsa fevkalade olurdu.

Bakmadan Geçme