Seçime katılan işçilerle ilgili Cumhurbaşkanlığından kritik görüş

Kamuda görev yapan işçilere memurlardan farklı olarak siyasi faaliyet yapma yasağı yok. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı 31 Mart yerel seçimlerine katılacak kamu işçilerinin seçilmesi halinde nasıl bir süreç izleneceğini açıklığa kavuşturdu.

  • 289

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, 31 Mart yerel seçimlerine katılacak kamu işçilerinin seçilmesi durumunda izlenecek süreç hakkında kritik bir görüş açıkladı. Kamu kurumlarında görev yapan işçilere memurlardan farklı olarak siyasi faaliyet yasağı getirilmemişti. Ancak, sürekli işçilerin muhtar seçilmesi halinde görevlerine devam edip edemeyecekleri hususu tartışma konusu oldu. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili maddesi ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik detaylarıyla incelendi. Ayrıca, işçi ve işveren ilişkisinin detayları da vurgulandı. Muhtarlık seçimlerinde aday olan sürekli işçilerin iki görevi bir arada yürütmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin son karar işverende olacak. 

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Doç. Dr. Metin Kıratlı imzalı o yazı:

T.C.
CUMHURBAŞKANLIĞI İDARİ İŞLER BAŞKANLIĞI
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü

Sayı: E-74073113-045.02-214636
Konu: Görüş Talebi
BAKANLIĞINA
İlgi
.. tarihli ve ...
... sayılı yazınız.
Muhtarlık seçimleri için aday olan sürekli işçinin muhtar seçilmesi halinde görevine devam edip edemeyeceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı ve eki incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/D maddesinde "(A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınlarıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuata göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşlarına iş kanunları hükümlerine göre çalıştırılmak üzere sürekli veya geçici işçi alınmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2 nci maddesinde "Bu Yönetmelik;
c) İl özel idareleri, belediyeler, bunların kurdukları veya üye oldukları mahalli idare birlikleri ile bağlı kuruluşları, müessese ve işletmelerine,
sürekli veya geçici işçi alımını kapsar." hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde belirsiz süreli iş sözleşmesi, kamu kurum ve kuruluşu ile işçi arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesi çerçevesinde belirli bir süreye bağlı olarak yapılmayan iş sözleşmesi; sürekli işçi ise kamu kurum ve kuruluşlarında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi olarak tanımlanmıştır.
Diğer taraftan; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye veya tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişki ise iş ilişisi olarak tanımlanmıştır.
Mevkut Kanunun 8 inci maddesinde iş sözleşmesinin, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olduğu, iş sözleşmesinin Kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi olmadığı, süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
İş sözleşmesinin asli unsurları, iş görme edimi, işverene bağımlılık ve ücret ödenmesidir. İş görme edimi, işçinin işverene karşı üstlendiği asli borç, işverenin de bu edim karşılığında ücret ödemesi işverenin asli borcudur. Bağımlılık unsuru ise işçinin işverene kişisel ve hukuki bağımlılığını belirtmektedir. İşçinin; işverenin yönetim, gözetim ve denetimi altında iş görmesi işçinin işverene karşı kişisel ve hukuki bağımlılığını ifade etmektedir. İşçinin, işverenin belirlediği kurallara uymakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aksi takdirde; iş sözleşmesinin işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işveren tarafından haklı olarak feshedilmesi mümkün olur.
Diğer taraftan; Bakanlar Kurulunun 4/4/1945 tarihli ve 3/2412 sayılı Kararı ile kabul edilen Şehir ve Kasabalardaki Mahalle Muhtar ve İhtiyar Kurullar Tüzüğünün 39 uncu maddesinde "Muhtar, kendisine çalışma yeri olarak belirli bir yer ayırmak ve bu yerde gündelik işlerini görmeye yetecek kadar günün belirli saatlerinde bulunmak ve bunu mahalle halkına ilan etmek ve yerin en büyük mülkiye memuruna bildirmek ve çalışma yerinin giriş kapısının uygun bir yerine muhtarlığın başlığını taşıyan bir levha koymak ödevindedir." hükmü yer almaktadır. İlgili hüküm gereği muhtar, günün belirli saatlerinde çalışma yerinde bulunmak ve üstlendiği görev ve sorumlulukları yerine getirmekle görevlidir.
Yukarıda yer verilen hükümler gereği; muhtarlık seçimleri için aday olan sürekli işçinin muhtar olarak seçilmesi halinde mesai saatleri içerisinde iki görevi birlikte yürütmesi gibi durum ortaya çıkacağından sürekli işçinin asli görevinden kaynaklanan edim borcunu yerine getiremeyeceği, bu durumda "feshin son çare olması ilkesine" uyulmak ve ispat yükünün işveren tarafında olmak kaydıyla iş sözleşmesinin sonlandırılmasının söz konusu olabileceği hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim.


Doç. Dr. Metin KIRATLI
İdari İşler Başkanı

Bakmadan Geçme