Hazreti Muhammed'in kamu görevlileri için koyduğu hediye ölçüsü nedir?

Devlet memurlarının hediye kabulü, kamu yönetiminin şeffaflığı ve güvenilirliği için kritik. İslamiyet'in bu konudaki düsturu ne? Cevabı haberimizde

  • 120

31 Mart yerel seçimleri sona erdi ve 1393 belediye başkanı, 50.370 muhtar, on binlerce belediye meclisi üyesi ve on binlerce bürokrat bu hafta yeni koltukları ile tanışacak. Dolayısıyla makam sahiplerinden himaye görmek, onlarla iyi ilişkiler kurmak isteyen kişi ve örgütler bu haftadan itibaren ayni ya da nakdi her türden yüz binlerce hediyeyi hedef kişiye-makama ulaştırmak için büyük bir yarış içerisine girecekler.

Peki bu konudaki etik kodlar neler?

Devlet memurlarının hediye kabulüne dair etik kodlar, kamu yönetiminin şeffaflığı ve güvenilirliği için kritik bir öneme sahip. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 29. maddesi, memurların görevleri sırasında doğrudan veya dolaylı yoldan hediye istemelerini ve kabul etmelerini kesinlikle yasaklıyor. Ancak, özel günler veya farklı bahanelerle alınan hediyeler, kamuoyunda etik ihlaller ve yolsuzluk algısını artırıyor. Mevzuatta belirlenen istisnalar dışında, hediye almanın, memurların tarafsızlığını ve kararlarını etkileme potansiyeli taşıdığı vurgulanıyor. Bu çerçevede, Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun etkinliği, bu tür etik sorunların çözümünde hayati bir rol oynuyor.

Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuattaki hükümler biliniyor. Peki İslamiyet'in bu ne diyor? Hazreti Muhammed'in ortaya koyduğu  düsturlar neler?

Kamu personel rejimi konusundaki deneyimli isim Ahmet Ünlü, konuyu bir köşe yazısında işledi.

Ünlü'nün altını çizdiği üzere, insanlık tarihinde güç ve bölüşüm çatışmaları, Hz. Adem'den itibaren sürmektedir. İlahi ve beşeri kurallar bu sorunları sınırlasa da, insanlar bu kuralları sıklıkla aşmaya çalışır. Kamu yönetiminde, güç ve kaynak kullanımındaki ihtiras, kamu görevlilerinin etik sorunlarına neden olur. Hz. Peygamber'e göre, kamu görevlilerine verilen hediyeler, görevi kötüye kullanma anlamına gelir. Kamu görevlileri, hediyeyi kabul etmeden önce, görevleri olmasaydı bu hediye verilir miydi diye sormalıdır. Hediyenin maddi değil, görevin etkisi önemlidir.

Ahmet Ünlü'nün Yeni Şafak gazetesindeki yazısının ilgili bölümü:

"Hz. Adem’den günümüze kadar insanoğlunun temel çatışma alanı güç kullanımı ve bölüşüm olmuştur. Güç kullanımı ve bölüşümü, ilahi ve beşeri kurallar sınırlandırmış olmasına rağmen her fırsatta da insanoğlu sınırları aşmak için her yolu denemiştir. İnsanların ısrarla belirlenen ilahi ve beşeri kuralları aşmaya çalışmaları herhalde fıtratının gereği olsa gerektir.

Habil ve Kabil arasındaki sorunun kaynağı da tamamen bölüşüm ve hakkına razı olmamaktan kaynaklanmıştı. İşte kamu yönetiminde de kamu kaynağı ve gücünü kullanan kamu görevlilerinin ısrarla belirlenen kuralları zorlaması ve denetimi sevmemesi de beklenen doğal bir davranıştır. Güç ve kaynak kullanımındaki ihtirasın önüne nasıl geçileceği de kamu yönetiminin başlıca uğraş alanı olagelmiştir. Başarı tartışmalı olsa da uğraş verildiği tartışmasızdır. Kamu gücünü ve kaynağını kullanmanın keyfine varanların önünden akan imkan ırmağı karşısındaki tutumlarının nasıl olması gerektiğini izah etmeye çalışacağız.

Peygamberimiz'in kamu görevlileri için koyduğu hediye ölçüsü
Hz. Peygamber (S.A.V.), idari makamlarda bulunanlara verilen hediyelerle ilgili olarak; “Yetkililerin aldığı hediyeler, ganimetten aşırmak (kamu malını zimmetine geçirmek) gibidir.” buyurmuştur. Yine Resûlullah (s.a.v.), zekât toplamakla görevlendirdiği memurunun hediye aldığını işittiğinde; “Benim gönderdiğim bir görevliye ne oluyor ki: “Bu zekât malıdır; bu da bana hediye edilmiştir” demektedir! Bu kişi babasının (yahut anasının) evinde oturup kalsa, acaba kendisine hediye verilir miydi? Allah’a yemin ederim ki, sizden biriniz o zekât malından bir şey alırsa kıyamet gününe o malı boynunda taşıyarak gelecektir” buyurmuştur. Peygamberimiz'in kamu görevlisine hediye konusunda koyduğu en temel ölçü budur. Eğer bu görevde bulunmasaydın sana bu hediye verilir miydi?

İşte Peygamberimiz'in koyduğu bu kurala ister Müslüman olsun isterse kâfir, kimsenin itiraz edemeyeceğini düşünüyorum. Yani kamunun sana emanet ettiği kamu görevi olmasaydı sana bu imkânlar sunulur muydu?

Elbette hediye toplumsal ilişkilerin tesis edilmesinde önemli bir araçtır. İnsanların sivil hayatlarında birbirleriyle hediyeleşmelerinde herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Burada sorun olan, kamu görevlisine kamu görevi nedeniyle verilen hediyelerdir. Bu nedenle, kamu görevlisi hediye kabul ederken kendisine şu soruyu sormalıdır: Kamu görevlisi olmasaydım ya da işgal ettiğim makam ve mevkide bulunmasaydım, bu hediye yine de bana verilecek miydi?

Teklif edilen hediyenin büyük ya da küçük olması, maddi değerinin bulunup bulunmaması önemli değildir. Bir kamu görevlisi maddi değeri büyük olan bir hediyeden etkilenmeyebilir, başka birisi değersiz gibi görülen bir hediyeden etkilenebilir."

Bakmadan Geçme