Danıştay'dan memur kavgasında şaşırtan tahrik indirimi: 'Daha rahat dövüşün' mü deniliyor?

Danıştay'ın memur kavgasına ilişkin kararı, kamu görevlileri arasındaki disiplin cezalarının nasıl değerlendirileceği konusunda tartışmaları alevlendirdi. Kamu personel rejimi alanındaki duyan isim Ahmet Ünlü'ye göre, tahrik indirimi konusu, memurlar arasındaki kavgalarda nasıl bir etki yaratacak? Kararın detayları, kamu hizmetindeki disiplin cezalarının nasıl uygulanacağına dair yeni bir bakış açısı sunuyor. Bu karar, kamu görevlilerinin davranışlarına dair yeni bir çerçeve oluşturabilir.

  • 182

Danıştay'ın son dönemde verdiği bir karar, kamu görevlileri arasındaki kavgaların ve disiplin cezalarının nasıl değerlendirileceği konusunda tartışmalara yol açtı. Kararın odak noktası, ceza hukukunda sıklıkla karşılaşılan ancak disiplin cezalarında pek rastlanmayan bir kavram olan "tahrik indirimi"nin memurlar arasındaki kavgalarda da geçerli olup olmayacağıydı. Bu karar, kamu görevlileri arasındaki etkileşimlerin ve disiplin cezalarının nasıl uygulanacağına dair bir dizi temel prensibi yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor.

Kamu personel rejimi alandaki deneyimli isimlerden Ahmet Ünlü'nün Yeni Şafak'taki köşesinde gündeme getirdiği Danıştay'ın kararı, kamu hizmetinde disiplin cezalarının uygulanmasıyla ilgili kritik bir sorunu ele aldı ve tartışmaları derinleştirdi. Kararın altyapısında, ceza hukukunda haksız tahrik indiriminin nasıl uygulandığına dair temel prensipler ve bu prensiplerin disiplin cezalarına nasıl yansıtılacağı gibi önemli konular yer alıyor. Bu durum, memurlar arasındaki anlaşmazlıkların ve çatışmaların nasıl ele alınacağına dair yeni bir bakış açısı getiriyor.

Kararın incelenmesi, hukuki açıdan önemli bir adımı temsil ediyor ve kamu görevlilerinin davranışları ile ilgili disiplin cezalarının nasıl uygulanacağı konusunda net bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Bu çerçeve, kamu hizmetinin etkinliğini ve güvenilirliğini artırmayı hedefliyor ve kamu görevlileri arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine dair yeni bir bakış açısı sunuyor.

Kararın detayları incelendiğinde, öğretmenler arasında yaşanan bir kavga olayının nasıl ele alındığına dair önemli ipuçlarına ulaşılıyor. Taraflar arasındaki karşılıklı hakaretlerin ve anlaşmazlıkların nasıl değerlendirileceği konusunda net bir yol haritası çiziliyor ve kamu görevlilerinin bu tür durumlarda nasıl davranması gerektiğine dair önemli bir rehber sunuluyor.

Sonuç olarak, Danıştay'ın aldığı bu karar, kamu hizmetindeki disiplin cezalarının uygulanmasına dair genel bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor ve kamu görevlileri arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine dair yeni bir perspektif sunuyor. Bu kararın etkilerinin önümüzdeki dönemde nasıl olacağı ve kamu görevlileri arasındaki etkileşimlere nasıl yansıyacağı merakla bekleniyor.

Ünlü'nün Yeni Şafak'taki köşe yazısı:

Danıştay’dan memur kavgasında şaşırtan tahrik indirimi kararı


Danıştay kararları, uygulamanın şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu yazımızda da disiplin hukukunda pek karşılaşılmayan ancak ceza hukukunda uygulanan tahrik indiriminin disiplin cezalarında uygulanıp uygulanmayacağından bahsedeceğiz.

Kavgayı başlatmayan tahrik indiriminden faydalanır
Danıştay 12. Dairesi’nin Esas No:2016/4750, Karar No:2019/9565 No.’lu kararında ceza hukukunda uygulanan ancak disiplin hukukunda pek karşılaşılmayan tahrik indirimi uygulamasını görüyoruz.

Türk Ceza Kanunu’na göre haksız tahrikte ceza indirimine gidilmektedir. Ancak, disiplin hukukunda haksız tahrik vb. durumlara mevzuatta yer verilmemiştir. Aynı fiili işleyenlere fiillerinin karşılığı disiplin cezası verilir. Aşağıda yer vereceğimiz olayda Danıştay tahrik indirimi verilmediği için cezanın iptaline karar vermiştir.

Danıştay kararında neler yer alıyor?
Karara göre; ... ili, ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde tarih öğretmeni olarak görev yapan davacı, 22/02/2015 tarihinde, aynı okulda görev yapan ve aralarında eskiye dayalı bir husumet bulunan öğretmen ... ile okulda karşılaşmış, davacının kendisine baktığını fark eden ...’nın, “Ne bakıyorsun” sözü üzerine ...’yı, “Gelsene bir konuşalım” diyerek okulun bahçesine çıkarmıştır. Okulun bahçesinde tartışmaya başlayan ikiliden ...’nın, davacıya yönelik sinkaflı küfürleri üzerine davacı da ...'ya karşı sinkaflı küfürler etmiş, el hareketleri yaparak birbirinin üzerine yürümek isteyen taraflar, araya giren öğretmenlerin çabaları ile sakinleştirilmiştir.

Karakola giderek birbirleri hakkında şikayetçi olan taraflar hakkında aynı zamanda disiplin soruşturması başlatılmış, yapılan disiplin soruşturması sonucunda her iki tarafın da birbirine karşılıklı olarak hakaret ettiğinin, ifadesine başvurulan tanıkların beyanları ile sabit olduğu sonucuna varılarak hem davacı hem de öğretmen ...’nın, 657 sayılı Kanun’un 125/D-(l) maddesi uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Taraflar hakkında bu olay nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucunda ise ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; yaralama ve tehdit suçundan her iki tarafın da beraatine, hakaret suçundan dolayı ise öğretmen ...’nın; üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine ancak daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması nedeniyle hakkında verilen hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, davacının ise; hakaret suçunu, ...’nın kendisine ettiği hakarete karşılık işlediği gerekçesiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Haksız tahrik ve karşılıklı hakaret halinde cezanın hafifletilebilmesi ve yerine göre tamamen kaldırılabilmesi, modern ceza hukukunca kabul edilen müesseseler olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik halinde verilecek cezanın 3/4’üne kadarlık kısmı indirilebilmekte, 129/3. maddesi uyarınca da karşılıklı hakarette olayın mahiyetine göre taraflardan birine veya her iki tarafa verilecek olan ceza 1/3’üne kadar indirilebileceği gibi hiç ceza verilmemesi de söz konusu olabilmektedir.

Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinde, idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmadığından, hem idari suç ve cezalar hem de adli suç ve cezalar bu maddede öngörülen ilkelere tabi kabul edilmektedir. Zira Anayasa Mahkemesi'nin 13/01/2016 tarihli ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere adli ve idari suçların ikisinde de davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.

Kavga eden memurlara hangi disiplin cezası verilir?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-(l) maddesinde, “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek” fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Bu nedenle hakarette bulunan memura kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmektedir.

Eğer fiil fiili saldırıya dönüşürse bu durumda ceza memuriyetten çıkarmaya kadar gitmektedir. Nitekim 657 sayılı Kanun'un 125/E-f bendinde; amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmanın memuriyetten çıkarma cezasını gerektirdiği belirtilmiştir.

Olayımıza dönecek olursak öğretmenlerin karşılıklı olarak biri birlerine kullanmış oldukları ifadelerin “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiilinin karşılığı memuriyetten çıkarma cezası olmasına rağmen fiil başka bir fıkra kapsamında değerlendirilerek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir.

Adli suçlara verilen cezalar idari suçlara verilenlerden genellikle daha ağırdır
Adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olabilmesi, idari suçlarda kanun koyucunun daha hafif yaptırıma bağladığı bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle ceza hukuku bakımından getirilen genel ilkelerin idari suç ve cezalara aynen uygulanması çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bu ilkelerin memur disiplin hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gerektiği görüşü Danıştay 12. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarıyla istikrar kazanmıştır.

Disiplin cezası verilirken faile haksız tahrik indirimi uygulanması gerekir
Bu nedenle, kamu görevlilerinin işlemiş olduğu disiplin suçlarıyla ilgili olarak haksız tahrik ya da karşılıklı hakaret hallerinin söz konusu olduğu durumlarda, olayın özelliğine göre faile daha hafif bir ceza verilmesi veya hiç ceza verilmemesi hususlarının cezayı verecek makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre bir işlem tesis edilmesi, hem ceza hukukunun genel ilkelerine hem de hakkaniyete daha uygun düşecektir.

Bakılan davada, birbirlerine karşılıklı hakaret ettiklerinden bahisle aynı ağırlıkta ceza ile cezalandırılan taraflardan ...’nın, olay sırasında ilk hakareti eden kişi olduğunun, davacının ise, ...’nın hakaretine karşılık üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin, yapılan disiplin soruşturmasında ifadesine başvurulan müdür yardımcısı ...’nın beyanları ve ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu ve bu nedenle davacı hakkında hakaret suçundan dolayı ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği hususları göz önünde bulundurulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Görüleceği üzere, öğrencilerine örnek olması gereken öğretmenlerin okul bahçesindeki olumsuz davranışlarının ve ağza alınmayacak derecede ağır sözler sarf etmelerinin yargıya yansımış halini görüyoruz. Her şeyden önce öfke kontrolü olması gereken kişiler kendi aralarındaki sorunu hakaret ve kavga ile çözmeye çalışıyor. Maalesef insanın olduğu her yerde bu tür istenmeyen olaylar cereyan edebiliyor. Ümit ederiz ki bu olaylar çok kısıtlıdır.

 

Bakmadan Geçme