Ankara kulislerinde bugünlerde herkes tek bir soruya yanıt arıyor: “Orta Vadeli Program (2027-2029) bize seçim sandığının 2028'de değil de 2027'de mi önümüze konulacağını gösteriyor?”
Hemen kartları açık oynayalım: Anayasal takvime göre olağan seçim yılı 2028’dir.
Ama siyasetin matematiğiyle hukukun maddeleri çakıştığında, Ankara’da rüzgâr bir anda yön değiştirebiliyor.
Şimdi iktidar kulislerindeki sandık senaryolarıyla taze Orta Vadeli Program'ın kısa adıyla OVP’nin (2027-2029) satır aralarını birlikte okuyalım. Çünkü önümüzde, seçim takvimiyle ekonomi politikasının birbirine değdiği ilginç bir denklem var.
OVP’nin gizli kodu!
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile TBMM koridorları arasında son günlerde fısıltıyla konuşulan bir tarih var: Kasım 2027...
Peki neden 2027?
Gelin düğümü adım adım çözelim.
Anayasa’nın kuralları net: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olabilmesi için ya yeni bir Anayasa değişikliği yapılması ya da TBMM’nin en az 360 milletvekilinin oyuyla erken seçim kararı alması gerekiyor.
İşte tam bu noktada, AK Parti kurmaylarının zihnindeki “Kasım 2027” veya “Erken 2028” planı sahneye çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un ve Hürriyet yazarlarının kulislere taşıdığı, Anayasal referandum yıl dönümü olan 16 Nisan 2028 (veya Kasım 2027) senaryoları, Meclis’te sandık kararının işletileceği o kritik takvime işaret ediyor.
2027-2029 OVP, Ankara kulislerinde konuşulan erken seçim senaryolarına karşın ekonomi yönetiminin seçim ekonomisine geçiş sinyali vermediğini ortaya koydu. Programda bütçe disiplini ve dezenflasyon korunurken, kamu kaynaklarının popülist harcamalar yerine üretim, istihdam ve stratejik sektörlere yönlendirilmesi öne çıktı.
Fakat siyaset kulislerindeki bu hareketliliğe rağmen, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın mutfağından çıkan OVP’yi masaya koyduğumuzda başka bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Peki ekonomi yönetimi bize bu OVP ile ne anlatmak istiyor?
İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası!
1. “Popülist seçim ekonomisi” masada yok!
Klasik bir seçim yaklaştığında ne görmeye alışkınız?
Muslukların sonuna kadar açılmasını, devasa bütçe açıklarını, kamu harcamalarında çılgın bir sıçramayı ve geçici bir sanal refah rüzgârını...
Oysa OVP metnini önünüze koyup projeksiyonlara baktığınızda sıfır popülist rötuş görüyorsunuz.
- Bütçe disiplininden zerre taviz verilmiyor.
- Enflasyonu düşürme hedefi, yani dezenflasyon patikası, tavizsiz biçimde ana eksende tutuluyor.
- Para muslukları herkese rastgele dağıtılmıyor; sadece stratejik üretim alanlarına (HIT-30, YTAK, imalat sanayii) seçici olarak yönlendiriliyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda vurguladığı o kritik mesaj, ekonomi yönetiminin duruşunu özetliyor: “Faturası ne olursa olsun acı reçete ve dezenflasyon programı siyasi baskı olmadan kararlılıkla sürecek.”
Yani ekonomi yönetimi, siyasetin “seçim yaklaşıyor, muslukları açalım” baskısına karşı OVP ile çelikten bir kalkan örüyor.
2. Krizlere karşı “Girişimci Devlet” zırhı
2027 yılı, takvimsel olarak seçimin hemen eşiğindeki en kritik yıl.
2026’da yaşanan ABD/İsrail-İran savaşı ve Hürmüz Boğazı krizinin yarattığı enerji şoku bize neyi gösterdi? Küresel fırtınaların her an kapıyı çalabileceğini!
OVP’ye damgasını vuran “Girişimci Devlet” ve “Aktif Sanayi Politikaları” tam da bu nedenle var. Devlet, sandığa gidilmeden önceki bu kritik virajda reel sektörü sıcak para basarak değil; kamu alım garantileri, savunma sanayii modeli sipariş sistemleri ve KOSGEB destekleriyle ayakta tutmayı hedefliyor.
Böylece 2027’ye girerken fabrikaların çarklarının durması ve istihdam kayıplarının yaşanması engellenmek isteniyor.
Özetin özeti: Kulislerin okuması ne?
Siyasetin takviminde Kasım 2027 ile Nisan 2028 arası, Cumhurbaşkanı’nın yeniden adaylığı için Meclis’in sandık kararını işleteceği bir “seçim penceresi”.
Ancak ilan edilen OVP bize gösteriyor ki iktidar bu seçime giderken eski tarz “muslukları açalım, oy toplayalım” popülizmine sığınmayacak.
Bütçe disiplinini koruyup, en büyük vaat olarak “düşen enflasyon ve güçlenen imalat sanayii” kartını masaya koyacak.
Ankara’daki ekonomistlerin dediği gibi: “Bu OVP, siyasetçilerin seçim heyecanına karşı ekonomi kurmaylarının frene bastığı bir denge belgesidir.”