İngiliz arşivindeki derin kazıdan istihbarat tarihine eşsiz pencere
Osmanlı topraklarında 'din' ve 'arkeoloji' kisvesi altında İngiliz istihbarat ağı çalışıyordu. Dr. Berna Çaçan Ongun'un Misyoner İstihbaratçılar adlı kitabı, arşivlerden çıkarılan belgelerle bu gizli operasyonları gün yüzüne çıkarıyor. Jowett'ten Gertrude Bell ve Arabistanlı Lawrence'a uzanan ağ, 'silahsız Haçlı Seferi'nin perde arkasını gözler önüne seriyor.
Osmanlı topraklarında “din”, “arkeoloji” ve “bilimsel keşif” kisvesi altında yürütülen İngiliz misyonerlik ve istihbarat faaliyetleri, Dr. Berna Çaçan Ongun’un Misyoner İstihbaratçılar adlı kitabıyla gün ışığına çıktı. Kitap, başta rahip William Jowett olmak üzere, Gertrude Bell’den Arabistanlı Lawrence’a kadar uzanan gizli ağı, İngiliz arşivlerinde yıllarca süren titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor.
Charles Dickens’ın tabiriyle “Her yeri bulduklarından daha kötü hâlde bırakan mükemmel baş belaları” olarak tanımlanan misyonerler, Ongun’un çalışmasında sadece dini faaliyet yürüten kişiler değil, aynı zamanda modern istihbaratın erken versiyonunu hayata geçiren ajanlar olarak tanımlanıyor. Kitap, İngilizlerin Osmanlı topraklarında yürüttüğü operasyonları “silahsız Haçlı Seferi” olarak nitelendiriyor ve bu faaliyetlerin Osmanlı diplomatik dengelerindeki kırılgan noktaları hedef aldığını ortaya koyuyor.
Misyonerlik ve Casusluk Arasında İnce Çizgi
Ongun’a göre misyonerler, yalnızca dini yayma amacıyla değil, aynı zamanda istihbarat toplamak için arkeoloji, seyahat, eğitim ve sağlık alanlarını kullanıyordu. İngiltere, Osmanlı’yı destekler görünürken, misyonerler, arkeologlar, doktorlar, öğretmenler ve seyyahlar üzerinden “kaleyi içeriden fethetme” stratejisini uyguluyordu.
Rahip William Jowett’in Malta merkezli faaliyetleri, Osmanlı’daki Ermeni, Süryani, Keldani, Arap ve Bulgar toplulukları üzerine stratejik raporlar ve propaganda metinleri üretmesini sağladı. 1815–1820 yılları arasında yürütülen bu faaliyetler, İngiliz nüfuz stratejisinin kurumsal temelini belgeleyen birincil kaynaklarla destekleniyor.
Arkeoloji Diplomasinin Aracı
Kitapta, Gertrude Bell’in 1909’daki Babil kazılarına katılması detaylandırılıyor. Arkeolog kimliğinin ardında, bölgedeki aşiret yapıları, enerji kaynakları ve stratejik dengeleri raporlama görevi bulunuyordu. Arabistanlı Lawrence da Mezopotamya’dan Mısır’a uzanan enerji hatlarını ve geçiş noktalarını haritaladı. 1921’de Winston Churchill’in Giza Piramitleri ziyaretinde Bell ve Lawrence’ın aynı heyette bulunması, arkeoloji ile diplomasinin iç içe geçtiğini gösteriyor.
Ongun, arkeolojiyi yalnızca geçmişi ortaya çıkaran bir disiplin değil; bilgi, güç ve hâkimiyet üreten bir araç olarak tanımlıyor. Osmanlı coğrafyasındaki kazılar, bugün hâlâ tartışılan “bağımlı bilgi üretimi”nin tarihsel kökenlerini oluşturuyor.
Agatha Christie… Malta…
Araştırma, ünlü yazar Agatha Christie’nin de İngiliz arkeoloji okullarıyla bağlantısını ortaya koyuyor. Christie, eşi Sir Max Mallowan ile Orta Doğu kazılarına katıldı. Bu okullar, akademik kurum olmanın ötesinde, İngiltere’nin sahadaki stratejik uzantıları olarak görev yaptı.
Kitapta ayrıca William Jowett’in Malta’dan yürüttüğü faaliyetler ve matbaanın İstanbul’dan İzmir’e, Ayvalık’tan Sakız Adası ve Atina’ya uzanan kültürel ve istihbarat abluka operasyonuna dönüşmesi ayrıntılı biçimde aktarılıyor.
Ongun, misyonerliği klasik anlamıyla din yayma faaliyeti olarak değil, modern istihbaratın erken versiyonu olarak değerlendiriyor. Arkeolojik kazılar, okullar, kiliseler, hastaneler ve bilimsel raporlar, Britanya’nın emperyal planlarının araçları hâline geldi. Dickens’ın tanımıyla misyonerler, yerel toplumlarda “daha kötü hâl bırakan baş belaları” olarak kaldı.
Hayat Yayınları tarafından Deşifre X Kitaplar dizisinde yayımlanan kitabın editörlüğünü gazeteci Kamuran Akkuş üstlenmiş.
Osmanlı coğrafyasındaki İngiliz nüfuzuna dair bu kapsamlı çalışma, tarih meraklılarına belgelerle ve analizlerle dolu bir perspektif sunuyor.
-
kamuran akkuş
-
misyoner istihbaratçılar
-
espiyonaj
-
william
-
william jowett
-
lawrence
-
ingiltere
-
berna çaçan
Bakmadan Geçme
