Bugun...
Yeniden Yapılanma


Salih YASİN Yorum Düşünce
salihyasin@memur5.com
 
 

Akparti'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle birlikte, devletin yapısında ve işleyişinde değişimler öngörülmüştü. Özellikle, Ömer DİNÇER ismi, kamu reformu için önem arzeden bir isimdi. Kamu reformuna ilişkin bir kısım değişiklikler gerçekleşse de bir kısmı nihayete erişemedi.

 

En önemlisi, 5227 sayı ile TBMM tarafından kabul edilen, ancak veto edilmesi üzerine, yeniden yasalaşmanayan kamu reformu kanunuydu. Bu kanun ile bazı bakanlıkların taşra teşkilatları, yerel yönetimlere bırakılıyor, bir çok teftiş kurulu da kapatılıyordu.

 

Yeni denetim anlayışı, iç denetim ve iç kontrol esası ile yürüyecekti. 5018 sayılı Kanun bu nedenle kabul edildi. Yasalaştı ve yürürlüğe girdi. İç denetim birimleri oluşsa da, iç denetimden istenen beklentilerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekiyor.

 

5227 sayılı kanun içinde yer alan bilgi edinme başlığı ise, ayrı bir kanun çıkarılarak, 4982 sayılı kanun ile yürürlüğe girdi. 5227 sayılı Kanunun diğer hususları yeniden gündeme gelmedi.

 

Bunun yanında, belediye ve büyükşehir belediyelerine ilişkin kanunlar değişti. Tabiki il özel idare teşkilatları, büyükşehire dönüşen illerde kaldırıldı. Diğer illerde devam ediyor.

 

Bir yandan, insan haklarının gözetimine ilişkin kurul ve yapılar oluşturuldu.

 

5227 sayılı Kanun yürürlüğe girmese de, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapanırken İl Özel İdarelerine devredildi. İstanbul ve Kocaeli'de büyükşehir belediyelerine devredildi. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü merkezi teşkilatı şu anda yok. İl Özel İdarelerine devredilen unsurlar ise, büyükşehir olan illerde, büyükşehir belediyelerine devredildi.

 

Teftiş kurullarının, bir kısmı Rehberlik ve Teftiş Kurulu adını aldı. Bir kısmında müfettiş ünvanları, denetçi haline geldi. Ancak, bakanlıklar arasında farklı farklı ünvan ve yapılar oluştu. Tümünde aynı uygulama gerçekleşmedi. Denetimde, müfettiş ve denetçi gibi ünvanlar devam ediyor. Yapılan iş ve denetim anlayışında ise bir değişim yok.

 

2012 yılında bir çok Bakanlığın ismi değişti. İş ve işleyişlerindeki değişim ise, üretimlerindeki değişim ile ilgililerin ve vatandaşların memnuniyeti ile ölçülmeli.

 

Tüm bu gelişmelere rağmen, uygulamalar tüm kamu kurumlarında aynı şekilde gerçekleşmedi. Bunun yanında, oluşan yeni birimler, kendilerinden beklenen çıktıyı üretmede ne kadar yeterli oldu sorusu, değerlendirilmeli.

 

Kamu hizmet envanterinin oluşturulması, kurumların işlere ilişkin süreç ve zaman tanımını yapması, mevzuatta geçerliliğini korusa da, bir çok kurumda görünebilir olmaktan uzaklaştı. Bu bilgiler, zamanla erişilebilir olmaktan uzaklaştı. Bu konuda yeniden çalışma yapılarak, kamuoyunun bilgilendirilmesi önemli.

 

Kariyer ve liyakat sistemi oluşturmakta da yeterli olduğumuz açıklamaya muhtaç. Buna ilişkin çaba gösterilmesi gerekiyor. Devletin iyi çalışması, ülkenin dünya arenasında güçlenmesine giden yolda, önemli taşlardan biri. Maksat, sadece, birilerine makam edindirmek değil, iyi hizmet üreterek, güçlenmek ve Vatandaşlara iyi hizmet sunmak, Milletimizi, Müslümanları ve Mazlumları korumak. Zalime dur demek. Osmanlı diyoruz ya. 600 yıl devam eden devlet olmak, adaletten, liyakatten, iyi niyetten, çalışmaktan ve üretmekten geçiyor.

Doğumuzda ve ykın komşularımızda yaşadığımız sorunlarda, ifade ettiğimiz konularda önem taşıyor. Ancak, zamana ihtiyacımız var. Allah'ın yardımı en önemlisi.

Olması gereken hem üretken hem de özel sektöre yol açan bir kamu. Engel olan değil yol açan kamu. Kurallar suçlu aramak yerine, çalışmaya yol açan, zarar oluştuğunda önce zararı gideren anlayışla hazırlanmalı. Uygulayıcıların tavrı da önemli. Kural ne olursa olsun, uygulayıcının tavrı en iyi kuralı işlevsiz kılabilir.

 

Özelleştirmelere rağmen faaliyette olan iktisadi kamu kurumları da bulunuyor. Devletin, ekonomiden tümüyle çekilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Hatta, bazı teknoloji ve ağır sanayi alanlarında, büyük sermaye gerektiren alanlarda ve savunma gibi kritik alanlarda devlet üretim yapmalı. Tesisler kurmalı. Bu alanlarda belli bir süreçten sonra, üretimin devlet gözetiminde devam etmesi şartıyla, özelleştirme düşünülebilir.

 

Bunların yanında, bilhassa, İslam Ülkeleri arasında işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma açısından gelişme sağlanmalı. Uluslararası ilişkiler yanında, uçak, otomobil, bilgisayar, savunma unsurları birlikte üretilebilir. Uluslararası kurumlar kurulabilir. Varolanlar geliştirilebilir. Sermaye konulabilir. İleri vadede, birlikler ve ortaklıklar daha esaslı ve gelişmiş kılınmalıdır.

 

Dünyada etkileyici güç olmak için, işbirliği, işbirliğinin büyüklüğü ve niteliği, nüfusun büyüklüğü ve niteliği, pazarın büyüklüğü, üretkenlik, verimlilik, etkili işleyiş ve silahlı kuvvetler önem arz ediyor. Müslümanların ve ülkelerinin bugünkü dağınık hali ile karar vermemek gerekiyor. Bu iş muhakkak başlamalı. Bu yönde çaba sarfederek, Allah'a tevekkül etmeli.

 

Yeniden yapılanma ile İslami işbirliğinin alakası var mıdır? Bu sorunun cevabı, elbette var. Yeniden yapılanma; hem devletin yapılanması, yani "iç yapılanma", hem de uluslarası yeniden yapılanma, yani "dış yapılanma" olmalıdır. Irak'taki, Suriye'deki gelişmeler bizi etkiliyorsa, yani sadece iç düzenlemeler huzur ve refahımız için yeterli değilse ve dış olumsuz gelişmelerden kaçma yolundaki çabalar bizim için koruyucu değilse, sorunlardan kaçmak yerine çözmeye, bu alanları yeniden.düzenlemeye, yönlendirmeye ve buna göre davranmaya ve neticelerini Allah'tan beklemeye ihtiyacımız var.

 

Netice itibariyle, yapılması gereken daha çok şey var.

 

ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI