Bugun...
Nasıl Bir Başkanlık Sistemi ?


Salih YASİN Yorum Düşünce
salihyasin@memur5.com
 
 

Nasıl Bir Başkanlık Sistemi?

 

Geçen yazımızda, kısaca, başkanlık sistemini anlatmaya çalışmıştık. Bu yazımızda, başkanlık sisteminin eleştirilen yönlerinden yola çıkarak, nasıl bir başkanlık sistemi sorusuna cevap arayacağız.

 

Başkanlık sisteminde yürütme ile yasama katı şekilde ayrıdır. Başkan, yürütme organı olarak, yasama organına kanun teklifinde bulunamaz. Yasama organını feshedemez. Yasama faaliyetlerine katılamaz.

 

Başkan, faaliyetlerini bütçe içinde yürütürken, bütçe yasama organı tarafından kabul edilmektedir. Bütçenin, yasama organı tarafından kabul edilmemesi veya istenen şekilde kabul edilmemesi, başkan açısından risktir.

 

Uluslarası anlaşmalar yasama tarafından kabul edilmekte, büyükelçi gibi atamalar yasama organı tarafından onaylanmaktadır. Bunlar, başkanın çalışmasını sınırlandıran unsurlardır.

 

Bunlar olmasa, başkan sınırlandırılmasa ne olur demek akla gelebilir, bu noktada. Hukuk devleti ve demokratik bir devlet olmanın gerekliliği, hiç bir kimsenin sınırsız yetkilere sahip olmamasıdır. Şahsi düşüncem, olayın kökeninin Roma hukukuna dayanmasından gelmektedir. Önceleri tek olan kral, daha sonra önce iki, sonra dört krala çıkartılarak, birden fazla katılımlı şekilde karar alma süreçleri oluşturulması, yönetimde iş bölümünün ortaya konulmasıdır, işin aslı. Yani, başkanın meclisle dengelenmesidir, istenen.

 

Bilge bir kral için, sınırlandırma gerekli midir, ancak? Belki, hayır. Ancak, bunu ortaya koymak, tüm kesimler açısından kabul ettirmek, ortak paydada buluşmak mümkün müdür, peki? Bunlar, uygulamada "sınırı sınırlandırılmış bir başkanın" kabul edilmesinin güç olduğunu belirten sorulardır.

 

Bir de Amerikan sistemi, federal sistem olduğu için, altta da federe devletler ve seçilmiş vali veya alt başkanlar bulunmaktadır. Bu durumda, üniter devlette başkanlık sistemi oluşacaksa yasama organının atama yetkilerinin daha geniş olması gerektiği de iddia edilebilir.

 

Bir diğer yandan, senato hızlı değişim gösteren bir meclis değildir ve başkanlık sisteminde önemli olan iki meclisten biridir. Ancak, meclis bire indirilse diye düşünülebilir. Çünkü, ABD rejiminde senato devletleri, meclis halkı temsil etmektedir. Üniter bir devlette, federe devletler olmayacağı için, eyaletleri temsil edecek ayrı bir meclise, yani senatoya ihtiyaç yok denilebilir. Ancak, eski başkanların veya belli bir düzeydeki görev almış şahısların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmak için, bunların da katılımının sağlandığı bir senatodan bahsedilebilir.

 

Bütçeyi ve istediği kanunları çıkaramayan, istediği anlaşmaları imzalayamayan bir başkan hiç te güçlü değildir. Bu konularda, başkanı güçlendirmek, dünya uygulamalarından bir yanıyla sapmadır. Ya da teoriden ve güçlü örneklerinden ayrılan, Latin Amerika örneklerine yaklaşmaktır. Bu denge noktası nasıl kurulmalıdır? Başkanı hatasına rağmen indiremeyen bir meclis, kanun çıkaramayan ve bütçesini kabul ettiremeyen bir başkan varsa, sistem buna müsade ediyorsa, başkanlık sistemi ne kadar avantalıdır, acaba? Elbette, sorunlar yumağı olur. Başkanın güçlendirilmesi, şahsileşmeye yol açar endişesi, hem uygulamada karşılaşılan olumsuz örneklerin hem de kitapların ortaya koyduğu bir husustur.

 

Şahsi düşüncem, hak ve hürriyetleri sağlam şekilde koruyan, güvenilir ve etkili bir yargı sistemi altında, başkanın teorik örneklere göre biraz daha güçlendirilebileceğidir. Yargı da kendinden mündemiç değil, en azından belli oranda doğrudan halk tarafından belli oranda meclis tarafından seçime dayanabilir. Başkanla yargı arasındaki irtibat, başkanın kuvvetinden etkilenmeyecek şekilde oluşturulmalıdır. İşleyişe dair unsurularda oluşabilecek gecikmeler için, gümncel faaliyetlerin akasamayacağı tarzda başkana hareket imkanı sağlanabilmelidir. Belki bir yasa oluşturmak gibi değildir bu imkan, ancak, kabul edilmeyen bir bütçe nedeniyle geçici bir bütçeyi hesap verilebilirlik koşullarında uygulama yetkisidir. Bunun gibi genişletilebilir, bu örnekler.

 

Hatta, seçim gününden uzaklaşıldıkça, halk desteğinin azalacağı kanısıyla, başkanla meclis seçimlerinin farklı tarihlerde yapılması da düşünülebilir. Ya da tam tersine, buzayıflığın oluşturabileceği aksaklıklar için, aynı anda seçim metodu düşünülebilir.

 

Kutuplaşma, başkanlık sistemine getirilen ciddi bir eleştiridir. Ancak, iyi bir yargı sistemi ve hak ve hürriyetlerin korunabilmesi bu endişeyi bir diğer yandan, önleyicidir. Bu nedenle, yargı sistemi iyi şekilde tesis edilmelidir, başkanlık sisteminde.

 

Başkan ile meclis çoğunluğunun uyumlu olmaması da bir diğer sorundur. Bunun için toplumsal yapıya bakmak gerekir. Eş yönlü değişim ihtimali zayıfsa, bu ciddi bir sorun olarak algılanabilir. Parlementerler, parti grup kararları ile bağlı değildir, başkanlık sisteminde. Bir de ayrı görüşlerin aynı anda yasama ve yürütmede ortaya çıkması, sorun olabilir.

 

Ayrıca, sivil toplum organları güçlendirilmelidir. Sisteme yön verecek kuruluşlar, lobicilik yapan sivil kurumlardır.

 

Olumsuz örneklerden kaçınabilmek için, başarısısız olduğu düşünülen Latin Amerika ülke örneklerine bakılmalı, buna göre tedbirler alınmalıdır. Bu ülkelerde darbeler de olmaktadır, yönetimsel sorunlara bağlı olarak. Bu yönden, son durum itibariyle, başkanlık sistemi açısından, uygulamalarımızın avantajlı olduğu söylenebilir. Bir diğer avantaj; mali disiplin gibi hususlar nedeniyle popülizm ile davranma olasılığının zayıflığıdır. Bu yönden avantaj mevcuttur.

 

Anayasa hukukçuları, başkanlık sistemi için; tarihin, kültürün, toplumun ve ekonominin önemli olduğunu belirtmektedir.

 

Yazımız burada sona ererken;

 

Hoşçakalın.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI